Okul sıralarından aklımda kalmış edebiyat dersinden. Tevfik Fikret’in uzunca bir şiiriydi. İçerisinde Osmanlıca söz ve terimler de bulunmaktaydı, bu yüzden şiiri ezberlemek benim için zordu. Bu gün açarsınız interneti şiirin tamamına ulaşırsınız. Neme lazım şiirin tamamını yazıp başımı derde sokmaya. Demek oluyor ki, yazar çizer takımı özgürmüş, istediğini istediği şekilde eleştirebiliyormuş. Şiiri okuyun yenilir yutulur eleştiri değil. Ne günleri özlüyoruz gibi. Ah, Özgürlük şarkısını da bilirsiniz.
Tevfik Fikret’in yaşadığı devirlerde (1867-1915) ne vardı yiyecek içecek? Şimdi öyle mi götüren götürene. İnsan kamu yararına çalışacağı ve tüm enerjisini çalıştığı kamu kurumuna kullanacağı yerde cebine kullanıyor. Ne o, yüz milyonlar, milyarlar? Say say sayılmaz, harca harca bitmez. Uç ucuna iki yüzlükler eklense Edirne’den Hakkari’ye varır diyorlar.
Ne olacak kişisel güç kazanma hırsı. Başkalarının zararını düşünmeksizin malı götürme, asıl gayelerine dolaylı yollardan ulaşma hedefi .Altta kalanın canı çıksın hesabı. Geride kalanın çoluk çocuğunu, ekmek parasını düşünen yok. Dolandırıcılık böyle oluyor zaar. Ne diyelim ocak başından uzak.
3Y denmişti bir zamanlar, açılımı, Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasaklar. Kulağa ne hoş geliyordu. Yolsuzluklar şıp diye kesilecek Yoksulluk ortadan kalkacak, Yasaklar bitecek, özgürce yazma, konuşma olacaktı. Allı pullu reklamlardı dinletilen.
Televizyon kanalları niçin kapatılıyor? Ortada varsa bir suç, ilgilisini- sahibini- sorumlusunu cezalandır.
Düşünüyorum da, bu ülkenin niçin borcu katlanarak yükseliyor, pahalılık neden diz boyu. Ne bilirim fareler un çuvalını delmişler.
Hüseyin SEYFİ