Anlı Şanlı Uygarlıklar
Bu dünyadan ne uygarlıklar, ne imparatorluklar geldi geçti. Biraz tarih bilen, bu geçip giden uygarlıkların ya da anlı şanlı devletlerin niçin battıklarını ve yok oluş nedenlerini anlar. Kulağı açık olana günümüz iletişim araçları keskin.
Ekonomik nedenler, adaletin sapması, iç kargaşa yani sosyal yaşamdaki geniş çarpıklıklar, savaşlar, üstesinden gelemediği doğal felaketler, büyük göçler ülkeleri tarih sahnesinden silmiştir.
Hititler, Persler, Romalılar, Lidyalılar, Frigyalılar, Bizans ve Osmanlı yok oldu. Perslerin mirası İran’a, Osmanlı’nın mirası da Türkiye’ye kaldı. Diğerlerinin esen namesi yok.
Okuduğum bir kitapta ünlü bir düşünür batış nedenini şöyle açıklıyor;
İmparatorların her birisi daha ziyade sefahat, rezilce bir gurur ve kendisi için kirli servet biriktirme peşinde koşması… Sonuçlardan birisi, hak etmeyen bir çok kimsenin en büyük onurlara nail olması, akla adalete muhalif biçimde, kendilerine muazzam servetler edinmiş olmaları…
Demokrasi, biçimsel ve “el gördülük” olmadığı sürece ne güzel şey.
Yasaların uygulanması, anayasa kurallarının delinmeden yürütülmesi, adalet, eşitlik, güçler ayrılığı, eleştirme, konuşma, yazma çizme özgürlüğü iyilik getiren uygulamalardır.
Şatafat ve hava atmalar sonradan görmeler, düşük kültürlü ve cahil kişilerde sıkça görülen bir olgu. Sahi, bu durum devletler arası da oluyor mu?
Bu durum yöneticilere mi bağlı?
Yani yöneticilerin cahilliği ve sonradan görmeliği mi?
Nerden girdik, nereye geldik.
Sağından solundan budanan bir yazı. Hüseyin SEYFİ