Eğitimde Disiplin
Yıllar önce Turistik bir belde Göreme’de öğretmenlik yapıyorum. Aynı zamanda yöneticiyim.
Okulumuzu gruplar halinde Amerika’dan stajyer öğretmen grupları ziyaret ediyor, başlarında yöneticileri de var. Grup resmi Bakanlıktan izinli. Grubu sınıflara dağıtıyoruz, gözlem yapıyorlar. Aynı zamanda yöreye turistik seyahat ediyorlar.
Grubun yöneticisi ile bir konuşmamızda bana, okulda bedensel ceza (corporal punishment) var mı? diye sordu . Ben cevap vermeden önce sizde var mı? dedim. Cevap olarak tanık olduğu bir olayı anlattı.
“Bir sınıfta iki şube var. Mevcutları yaklaşık yirmi beşer öğrenci. Öğretmenlerden biri Vietnamlı, diğeri Amerikalı. Aradan belli bir süre geçti. Öğrenci velilerinden bir kısmı okula gelerek bana çocuklarını Vietnamlı öğretmene vermek istediklerini söylediler. Ben de onları kıramayarak her gelen velinin isteğini kabul ettim. Günler geçtikçe Amerikalı öğretmenin sınıfındaki öğrenci sayısı on beşe düştü. Vietnamlı öğretmenin öğrenci sayısı otuzu aştı. Merak ettim. Nedenini sınıfı değiştirmek isteyen öğrenci velilerine sorduğumda disiplin dediler. Ama bir türlü durumu kestiremiyor ve öğretmene nasıl disiplin diye soramıyordum. Bir gün ders saatinde koridorda dolaşırken Vietnamlı öğretmenin sınıfının kapısının tam kapanmadığını gördüm ve kapıya yaklaşarak sınıfta ne olup bittiğini gözlemledim. Öğretmen, gürültü yapan, sınıfın huzurunu bozan bazı öğrencilerin kulağını çekiyordu. Durum anlaşılmıştı.”
Öğretmenin sınıfa hakim olması gerekir. İlla kulak çekmek ile disiplin sağlanamaz. Beden dili, ses tonu, göz teması önemli. Öyle öğrenci vardır ki, sınıf düzenini, sınıf ahengini bozar. Ne öğretmenin konuşmasını, ne de öğrencinin anlatmasına izin verir. Öğrenci ailesi ile detaylıca konuşmak ailenin kültür ve görgü düzeyine bağlı olarak iyi netice verebilir. Bu bağlamda öğretmenin bilgisi ve davranışı ile güven vermesi şart.