Eğitim İçinde Öğretmen
Son zamanlarda meydana gelen okul baskınları ve silahlı saldırılar üstüne yapılan hararetli tartışmalar her olay sonrası gibi şıp diye kesiliverdi.
Neden biz böyleyiz?
Gündem neden hızlı başlıyor ve neden çabuk sönüyor?
Milli Eğitim Bakanı açıklama yaptı;
Edebiyat yönü vurgulu, veli ve öğretmenlere yönelik gönül okşayıcı süslü cümleler kurarak şiddete karşı alınabilecek önlemleri sıraladı. Genelde okul çevresi, giriş ve çıkışların dijital ortamlarda denetlenmesi, aile ile okul arasındaki ilişkiler, bağımlılık ve benzeri alışkanlıklar üzerinde velilerle işbirliği, kriz anında müdahale, riskleri önceden fark etme gibi zaten var olması gereken şeyleri önlem olarak sıraladı.
Son yıllarda bozulan ve öğretmeni veli ve öğrenci karşısında hiçe sayan eğitim davranışı üzerinde kısaca durmak istiyorum.
Veli ve öğretmen iş birliği öteden beri bildiğimiz şey. Evet son yıllarda kantarın topuzu bir takım siyasi oy kaygıları yüzünden veli tarafına kaymış durumda. Diyelim öğrenci problemli veliyi çağırdınız davetinize gelirse, durumu anlattınız. Velinin cevabı vay benim çocuğuma nasıl iftira atarsınız, bir azar, bir surat . Önce öğretmeni müdüre şikayet daha olmadı yukarılara.
Öğretmen sınıfta öğrenciyi sert uyardı. Hemen veli şıp damlar sınıfa. Sen benim çocuğumun psikolojisini nasıl bozarsın? Sorsan psikoloji nedir, bilmez.
Televizyonda öğrencilerin öğretmene yaptığı davranışları hep beraber izledik. Ne desek boş.
Benzeri davranışlar karşısında öğretmen susar, susmak zorunda. Aksi takdirde iktidar partisinin belde, ilçe, il başkanlarına kadar gider mesele. Daha olmadı mahkemelerde alır soluğu.
Konu uzun, yazı uzadıkça uzar. Burada ancak bu kadar.
Hüseyin Seyfi.