Güzel ülkemizde sorunlar öyle çoğaldı ki, kat kat katmerlendi. Sektörler ve kurumlardan tuzu kurular hariç, şikayet etmeyen yok gibi . Adalet, Ekonomi, Eğitim, tarım, sağlık, Dış ilişkiler problemlerle dolu. Bunları tek tek irdeleyecek değiliz. Konuşan konuşuyor. Muhalefet kanadı her gün dile getiriyor. Sorunlar yazılıp çiziliyor, dinleyen kim, çözüm getirebilen piyasada yok.
Osmanlı’nın son zamanlarında çıkan dergilerde de sorunlar dile getirilmiş.
İsmail Doğan, İletişim ve Yabancılaşma adlı kitap, dergilerden alıntı yaparak yayınlanmış eserinden, dikkatimi çeken paragraf şöyle;
“Biz vatandaşların keselerini soymak, vergilerimizi yüksek tabakanın zevk ve sefası için, onların israf dolu hayatları için heba etmekte; sanat, ziraat, ve ticaretin gelişmesi adına hiçbir şey yapmadığımız gibi bütün bunları ezip yok edecek zorba uygulamalar için uygun bir ortam oluştururken bakınız medeni Avrupa neler yapıyor: Avrupa milletleri servet artırmanın sebeplerini ince ince tetkik ve tahlil ediyorlar. Halkın yıllık kazançlarından vergi adıyla alınan paraların devletin meşru masraflarına tahsis olunması için milli meclislerinde, kitaplarında, gazetelerinde, üniversitelerinde, bilim derneklerinde tartışılmaktadır. Bir memleketin siyaseten yükselmesi ve gelişmesi ekonomik olarak gelişmesine ve yükselmesine bağlı bulunduğunu anlayarak bu önemli gayeyi sağlamak için her şeye başvuruyorlar ve böyle yapmakla kesinlikle aldanmıyorlar.” ULUM-I İKTİSADİYE VE İÇTİMAİYE MECMUASI. 15.Kasım. 1908, İstanbul
Eleştiriler, yol göstermeler öteden beri, bir kulaktan giriyor ötekinden çıkıyor. Gücü elinde bulunduranlarda “ben bilirim” kibri, muhalefeti hiç görme zafiyeti nereye kadar bilmiyoruz. Osmanlı Türkiye, kaç yıl geçmiş, problem çözmede eleştiri kabulünde değişen ne?
Hüseyin Seyfi