İrdeleme Defteri
Köşe Yazarı
İrdeleme Defteri
 

Kestirme Yolun Uzun Hikâyesi

Kapadokya’da bir sabah düşünün… Balonlar henüz havalanmamış, vadiler sisle örtülü. Bir turist, Göreme’den Uçhisar’a gitmek için haritaya bakıyor. İki seçenek var: Biri tabelalarla işaretlenmiş, dolambaçlı ama güvenli yol… Diğeri ise “kısa” görünen, patika gibi bir kestirme. Kestirme yolu seçiyor. Çünkü zaman kazanmak istiyor. Ama o patika, birkaç dakika sonra taşlık bir zemine dönüşüyor. Ardından yol kayboluyor. Telefon çekmiyor. Yön duygusu şaşıyor. Ve sonunda… başladığı noktaya dönmek zorunda kalıyor. Haritada uzun görünen yol, aslında en kısa sürede ulaştıracak olanmış. Hayat da tam olarak böyle değil mi? Bir esnaf düşünelim. İşini büyütmek istiyor ama vergiden kaçmanın, kayıt dışı çalışmanın “kestirme” bir çözüm olduğunu düşünüyor. İlk başta işler yolunda gibi… masraflar düşük, kazanç yüksek. Ama bir denetim geliyor. Cezalar, itibar kaybı, kapanan kapılar… Sonuçta, baştan düzgün ilerlese belki de çok daha sağlam bir iş kurmuş olacaktı. Kestirme yol, aslında bir gecikme biçimi. Eğitimde de aynı tabloyu görürüz. Öğrenci sınava hazırlanırken konuları anlamak yerine ezberlemeyi seçer. Çünkü bu daha hızlıdır. Ama sınav geldiğinde sorular değişir, yorum ister, bağlantı kurmayı gerektirir. Ezber çöker. Baştan öğrenmeye zaman ayırmak yerine kestirme arayan öğrenci, en uzun yolu yürümek zorunda kalır. Kapadokya’nın peri bacaları bile bize bunu fısıldar aslında. Onlar bir gecede oluşmadı. Binlerce yıl süren sabır, rüzgârın ve suyun ince ince işleyişi… Doğa kestirme yol kullanmadı. Ama ortaya çıkan şey eşsiz oldu. İnsan ise çoğu zaman sabırsızdır. Hemen sonuç ister. Hemen başarı, hemen kazanç, hemen ilerleme… Ama unutulan bir şey var: Hız, her zaman ilerlemek değildir. Bazen en hızlı görünen adım, sizi geriye düşürür. Bazen yavaş ve sabırlı ilerlemek, aslında en kısa yoldur. Çünkü o yol sizi sağlam götürür, geri döndürmez. Kapadokya’da kaybolan o turist gibi olmamak için, bazen tabelaları takip etmek gerekir. Belki biraz daha uzun sürer ama sizi gerçekten gitmek istediğiniz yere ulaştırır. Çünkü hayatın en büyük ironilerinden biri şudur: Kestirme yol, çoğu zaman en uzun yoldur.
Ekleme Tarihi: 24 Mart 2026 -Salı

Kestirme Yolun Uzun Hikâyesi

Kapadokya’da bir sabah düşünün… Balonlar henüz havalanmamış, vadiler sisle örtülü. Bir turist, Göreme’den Uçhisar’a gitmek için haritaya bakıyor. İki seçenek var: Biri tabelalarla işaretlenmiş, dolambaçlı ama güvenli yol… Diğeri ise “kısa” görünen, patika gibi bir kestirme.

Kestirme yolu seçiyor. Çünkü zaman kazanmak istiyor.

Ama o patika, birkaç dakika sonra taşlık bir zemine dönüşüyor. Ardından yol kayboluyor. Telefon çekmiyor. Yön duygusu şaşıyor. Ve sonunda… başladığı noktaya dönmek zorunda kalıyor. Haritada uzun görünen yol, aslında en kısa sürede ulaştıracak olanmış.

Hayat da tam olarak böyle değil mi?

Bir esnaf düşünelim. İşini büyütmek istiyor ama vergiden kaçmanın, kayıt dışı çalışmanın “kestirme” bir çözüm olduğunu düşünüyor. İlk başta işler yolunda gibi… masraflar düşük, kazanç yüksek. Ama bir denetim geliyor. Cezalar, itibar kaybı, kapanan kapılar… Sonuçta, baştan düzgün ilerlese belki de çok daha sağlam bir iş kurmuş olacaktı.

Kestirme yol, aslında bir gecikme biçimi.

Eğitimde de aynı tabloyu görürüz. Öğrenci sınava hazırlanırken konuları anlamak yerine ezberlemeyi seçer. Çünkü bu daha hızlıdır. Ama sınav geldiğinde sorular değişir, yorum ister, bağlantı kurmayı gerektirir. Ezber çöker. Baştan öğrenmeye zaman ayırmak yerine kestirme arayan öğrenci, en uzun yolu yürümek zorunda kalır.

Kapadokya’nın peri bacaları bile bize bunu fısıldar aslında.

Onlar bir gecede oluşmadı. Binlerce yıl süren sabır, rüzgârın ve suyun ince ince işleyişi… Doğa kestirme yol kullanmadı. Ama ortaya çıkan şey eşsiz oldu.

İnsan ise çoğu zaman sabırsızdır. Hemen sonuç ister. Hemen başarı, hemen kazanç, hemen ilerleme…

Ama unutulan bir şey var:

Hız, her zaman ilerlemek değildir.

Bazen en hızlı görünen adım, sizi geriye düşürür. Bazen yavaş ve sabırlı ilerlemek, aslında en kısa yoldur. Çünkü o yol sizi sağlam götürür, geri döndürmez.

Kapadokya’da kaybolan o turist gibi olmamak için, bazen tabelaları takip etmek gerekir. Belki biraz daha uzun sürer ama sizi gerçekten gitmek istediğiniz yere ulaştırır.

Çünkü hayatın en büyük ironilerinden biri şudur:

Kestirme yol, çoğu zaman en uzun yoldur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve avanoshabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.