Sabah daha güne başlamadan, günün nasıl kötü geçeceğini düşünerek yola çıktığınız oldu mu?
Toplantıya girmeden önce “kesin bir yerde takılacağım”, birine bir şey söylemeden önce “yanlış anlaşılacağım” dediğiniz?
İşte o an, henüz yaşanmamış bir geleceği zihninizde defalarca oynatıyorsunuz.
Ama ilginç olan şu: Bu film hep aynı sonla bitiyor… kötü.
Negatif zihinsel prova tam olarak budur.
Olmamış bir olayı, sanki olacakmış gibi, hem de en kötü haliyle zihinde tekrar etmek.
Ve zihnimiz bu konuda sandığımızdan çok daha “iyi” bir oyuncu.
Kapadokya’da sabahın ilk saatlerini düşünün…
Gökyüzü henüz aydınlanmamış, balonlar kalkmak üzere. Ama bir turist, daha sepete binmeden şunu düşünüyor:
“Ya korkarsam?”
“Ya başıma bir şey gelirse?”
“Ya yüksekte panik olursam?”
Daha yerden bile yükselmeden, zihni çoktan düşmüş oluyor.
Oysa yanındaki biri aynı manzaraya bakıp şunu düşünüyor:
“Hayatımın en güzel anlarından biri olacak.”
İkisi de aynı sepete biniyor. Aynı gökyüzüne çıkıyor.
Ama biri deneyimi yaşıyor, diğeri korkuyu.
Çünkü zihin, provayı neye göre yaptıysa, gerçek anı da öyle yorumluyor.
Negatif zihinsel prova, sadece düşünce değildir.
Bedeni de peşinden sürükler.
Kalp hızlanır, eller terler, ses titrer…
Çünkü beyin için hayal ile gerçek arasındaki fark bazen o kadar da net değildir.
Sürekli “kötü geçecek” diye prova yaptığınız bir sunum, gerçekten kötü geçmeye daha yatkın hale gelir.
Çünkü siz o sahneye başarı için değil, hayatta kalmak için çıkarsınız.
İşin en çarpıcı tarafı ise şu:
İnsan, başına gelenlerin çoğundan değil…
Başına gelebileceğini düşündüğü şeylerden yorulur.
Zihninde defalarca kaybettiği bir savaşı, gerçek hayatta kazansa bile tadını çıkaramaz.
Peki ne yapmalı?
Belki de önce şunu fark ederek başlamak gerekir:
“Ben şu an gerçekliği değil, ihtimali düşünüyorum.”
Sonra küçük bir soru sormak:
“Peki ya iyi geçerse?”
Bu soru, mucize yaratmaz.
Ama zihnin tek taraflı yazdığı senaryoya bir çatlak atar.
Kapadokya’da balonlar her sabah yeniden yükselir.
Dün korkan biri, bugün yine binebilir.
Çünkü gökyüzü aynı kalır, değişen sadece bakış açısıdır.
Belki de hayat tam olarak budur:
Aynı sahnede, farklı zihinsel provaların sonucu.
Ve belki de en büyük mesele,
gerçek hayatta değil…
zihnimizde kaybettiğimiz savaşları fark edebilmektir.