Yeni bir teknoloji, yeni bir uygulama ya da daha pratik bir sistem ortaya çıktığında hep aynı soruyu sorarız: "Madem bu kadar iyi, neden herkes buna geçmiyor?"
Cevabı aslında oldukça basit: Çünkü insanlar yalnızca ürünlere değil, alışkanlıklara bağlanır.
İngiltere'nin bugün hâlâ soldan akan trafiği kullanması bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Dünyanın büyük bölümü sağdan trafiği benimsemiş olsa da İngiltere yüzyıllardır süregelen düzenini değiştirmedi. Çünkü milyonlarca insanın alışkanlığını, yolları, tabelaları, araçları ve eğitim sistemini bir gecede değiştirmek neredeyse imkânsızdır.
Benzer bir durum ölçü birimlerinde de yaşanıyor. Dünyanın büyük bölümü metre, kilogram ve santigrat sistemini kullanırken ABD'de hâlâ mil, fit, inç, pound ve Fahrenheit günlük hayatın vazgeçilmez parçalarıdır. İngiltere'de ise yol tabelalarında hâlâ mil kullanılması bunun başka bir göstergesidir. Metrik sistem daha evrensel kabul edilse bile alışkanlık ağır basıyor.
Teknoloji dünyası da farklı değil. Dünyanın büyük bölümünde WhatsApp günlük iletişimin merkezi hâline gelirken ABD'de milyonlarca kişi iMessage kullanmaya devam ediyor. Çünkü insanlar yalnızca uygulamayı değil, çevresindeki insanların kullandığı ağı tercih ediyor. Aynı nedenle daha gelişmiş mesajlaşma uygulamaları çıksa bile geniş kitlelere ulaşmakta zorlanıyor.
Bilgisayar dünyasında da benzer örnekler var. Windows, onlarca alternatif işletim sistemi geliştirilmesine rağmen hâlâ açık ara en yaygın masaüstü işletim sistemi. Microsoft Excel ise bulut tabanlı ve daha modern rakipleri olmasına rağmen şirketlerin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.
Belki de en ilginç örnek klavyemizin hemen altında duruyor. QWERTY dizilimi, daktiloların mekanik sıkışmasını azaltmak amacıyla geliştirildi. Günümüzde bu sorun ortadan kalkmış olsa da daha verimli olduğu söylenen klavye düzenleri yaygınlaşamadı. Çünkü milyarlarca insanın parmak hafızasını değiştirmek teknik olarak mümkün olsa bile pratikte oldukça zor.
Günlük yaşamda da aynı durumla karşılaşıyoruz. Dijital ödeme yöntemleri hızla yaygınlaşmasına rağmen birçok kişi hâlâ nakit para taşımayı tercih ediyor. E-kitaplar milyonlarca başlığa saniyeler içinde ulaşmayı sağlasa da basılı kitabın kokusundan ve hissinden vazgeçemeyen geniş bir okuyucu kitlesi var. Otomatik vites araçlar daha konforlu olmasına rağmen bazı ülkelerde manuel vites hâlâ daha çok tercih ediliyor. Kablosuz kulaklıklar hayatı kolaylaştırsa da birçok kişi güvenilir olduğu için kablolu kulaklık kullanmayı sürdürüyor.
Tüm bu örnekler aynı gerçeği anlatıyor: Toplumlar her zaman en yeniyi değil, en alışılmış olanı seçiyor. Çünkü alışkanlık; sadece bireysel bir davranış değildir. Ekonomiyi, eğitimi, üretimi, kültürü ve milyonlarca insanın ortak yaşam düzenini içine alan görünmez bir sistemdir.
Bu yüzden bazen bir yeniliğin önündeki en büyük engel teknik yetersizlik değildir. En büyük engel, yıllar içinde oluşmuş toplumsal alışkanlıklardır.
Kısacası teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor olabilir; ancak toplumlar çoğu zaman aynı hızla değişmiyor. Çünkü birçok durumda kazanan, en iyi fikir değil, en köklü alışkanlık oluyor.