Bazen her şey yapılır.
En pahalı ambalaj seçilir, en parlak fikirler masaya konur, en büyük bütçeler harcanır. Toplantılar yapılır, sunumlar hazırlanır, grafikler çizilir.
Ama bir şey hesaba katılmaz:
O işin muhatabı ne düşünüyor?
Sonra işler ters gider. Beklenen olmaz. Satış düşer, verim azalır, huzursuzluk artar. Herkes çözüm arar ama çözüm hep yukarıdan aşağıya doğrudur.
Ambalaj değiştirilsin.
Reklam artsın.
Saatler yeniden düzenlensin.
Sistem güncellensin.
Kimse en basit soruyu sormaz:
“Acaba sorun burada mı?”
En sonunda biri, genellikle masanın en ucunda oturan biri, çekinerek söyler gerçeği:
Kedi mamayı sevmedi.
Bu cümle çoğu zaman duyulmaz.
Çünkü basittir.
Çünkü bütün o planları, bütçeleri, yetkileri boşa çıkarır.
Oysa hayatın pek çok alanında yaşadığımız tam olarak budur.
Karar verilir ama sorulmaz.
Uygulanır ama dinlenmez.
Sonuç kötü olunca da çözüm yine aynı yerden aranır.
Halbuki bazen mesele karmaşık değildir.
Bazen gerçekten sadece şudur:
İnsanlar istemiyor.
Çalışanlar ikna değil.
Veliler endişeli.
Öğrenciler hazır değil.
Ama biz bunu kabul etmek yerine, ambalajla uğraşırız.
Çünkü “kedi mamayı sevmedi” demek, sistemi sorgulamayı gerektirir.
Ve sistemler, en çok da sorgulanmaktan hoşlanmaz.