Secda Gökbulut
Köşe Yazarı
Secda Gökbulut
 

Alternatif İletişim Yöntemleri

İletişim kurma ve becerileri insan hayatında oldukça önemli bir yere sahiptir. İletişim kurma ve becerisinde meydana gelen sınırlılık günlük yaşamı önemli ölçüde olumsuz etkiler. Ağır ve ileri derecede zihinsel yetersiz bireyler, otizmli bireyler, farklı konularda yetersizlikleri bulunan bireyler konuşma ve iletişim konusunda yetersizlik çekerler. Yetersizlikleri birbirinden farklı olan bu bireyler konuşma için farklı alternatif yollara ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç duyulan yollara, Alternatif İletişim Yöntemleri adı verilir. Alternatif iletişim yöntemlerinin temel amacı, bu yollara ihtiyaç duyan kişilere uygun çözüm ve seçenekleri sunmasıdır. Alternatif iletişim yöntemleri aynı zamanda bireylerde sözel dilin gelişimine de katkı sağlar. Bu yöntemlerin en doğru kullanımını dil ve konuşma terapistleri ve uzmanlar belirler. Kişi cinsiyeti, yaşı, sağlık durumu fark etmeksizin her birey için uygulanabilir tekniklerdir. Alternatif iletişim yöntemlerini yardım gerektiren ve yardım gerektirmeyen yöntemler olarak iki sınıfa ayırabiliriz. Yardım gerektiren alternatif iletişim yöntemleri; bilgisayar, elektrik düğmesi, ses araçları gibi materyalleri sıralayabiliriz. Yardım gerektirmeyen alternatif iletişim yöntemleri ise; jest, mimikler ve işaret dilini örnek gösterebiliriz. Bu yöntemler tek başına kullanılabildiği gibi birbirini destekleyecek şekilde bir arada da kullanılabilir. Alternatif iletişim yöntemlerinin kullanılması bireylerin iletişim becerilerinde ve hayat kalitelerinde olumlu etkiler sağlar. Bu etkilerin arttırılmasına yönelik işlemler ise bu yöntemlerin ne kadar ve ne derecede kullanılacağının belirlenmesidir. Konuşma Terapisini Etkileyen Faktörler Nelerdir? Zihinsel engelli bireyler, otizmli bireyler uzmanlar tarafından aldıkları tedavi ile konuşma becerilerini geliştirirler. Konuşma terapisi otizmli bireylere oranla zihinsel engelli bireylerde daha etkili sonuçlar doğurur. Zihinsel engelli bireylerde de engelin etkisine göre konuşma terapisinin faydası artar. Hafif zihinsel engelli birey olarak tanımlanan kişilerde etkiler ağır zihinsel engelli kişilere göre daha hızlıdır. Gerek otizmli çocuklar gerek zihinsel engelli bireylerde konuşma terapisinin bir uzman tarafından alınması oldukça önemlidir. Uzmanlar tarafından alınan bu desteklerde ailelerin katılımları da büyük bir yere sahiptir. Dil ve konuşma terapistleri program hazırlarken kişinin dil ve konuşma becerilerini göz önüne alır. Kişiye özgü hazırlanan bu programlara uyulması halinde oldukça olumlu sonuçlar elde edilir. Hazırlanan programlarda belli sürelerde değerlendirme yapılmalı ve gelinen nokta not alınmalıdır. Buna yönelik programlarda değişiklik yapılabilir. Programlarda gelişim sürecine katkı için en doğru kararlar alınmalıdır. Bir dil ve konuşma terapistine ihtiyaç duyulabilecek rahatsızlıklar; • Gelişim geriliği • İşitme bozuklukları • Dudak ve damak yarıkları • Artikülasyon bozuklukları • Otizm • Zihinsel engelli • Konuşma becerilerinde yetersizlik • Akıcı konuşmada yetersizlik • Gelişim geriliği • Kronik ses kısıklığı • Travmatik beyin hasarlarıdır. Bu gibi rahatsızlıkların fark edildiği ilk anda bir uzmana görünmeleri oldukça önemlidir. Terapiye ne kadar erken başlanılırsa faydasının ve etkisinin o kadar arttığı gözlemlenmiştir. Erken yapılan terapilerde rahatsızlıkların tamamen geçer veya büyük ölçüde iyileşir. Geç kalınan terapilerde ise tamamen değil kısmi iyileştirmeler olduğu ortaya çıkar. Engel Gruplarına Göre Dil ve Konuşma Terapi Yöntemleri Bireyler belirli rahatsızlıklarından dolayı engel gruplarına ayrılır. Ayrılan bu engel gruplarındaki bireyler dil ve konuşma becerilerini geliştirmek için dil ve konuşma terapistlerinden terapi alırlar. Engel gruplarına göre terapi yöntemleri farklılık gösterir. Engel grupları kişinin dil ve konuşma bozuklukları, aksan bozuklukları, kekemelik, artikülasyon bozuklukları gibi ayrımlar ile oluşturulur. Bu ayrımların oluşturulması ile birlikte engel grupları terapi programları hazırlanır. Örneğin, zihinsel engelli bir bireyin dil ve konuşma becerisindeki en temel problem, nesne anlamlandırılmasıdır. Bu bireylerde dil gelişimi sağlanmadığı için bir sözcük çıktısı alınamaz. Bu durumlarda aileler bu bireyler için bir uzman yardımına ihtiyaç duyar. Uzmanlar bireylerde var olan duruma göre bir program hazırlar. Bu programa uyan bireylerde dil ve sözcük gelişimi oldukça gelişir. Otizmli çocuklarda ise en büyük problem iletişim bozukluğudur. Ailesel ve çevresel faktörler ile başlayan konuşma becerisi yetersiz kaldığında birey kendisini kötü hisseder. Bu tarz durumlarda da ailelerin yapacakları bir uzman tarafından terapi almak olmalıdır. Dil ve konuşma terapistleri öncelikle bireylerdeki dil gelişimine önem vermelidir. Burada yapacakları bir tarama testi ile bireyin yaşına göre dil gelişimi takibe alınır. Tarama sonrası yaşına göre dil gelişiminde gerilik gösteren birey için uygun program hazırlanır. Bu gibi durumlarda bireyin psikolojik durumu da göz ardı edilmemelidir. Beyin travması geçiren bireyler, zihinsel engelli bireyler, otizmli çocuklar olmak üzere tüm bireylerde çok yönlü araştırmalar yapılır. Çok yönlü araştırmalar sonucunda ise dil ve konuşma terapistleri bazı durumlarda uzman doktorlardan yardım alabilir. Desteklenen bu yardım sayesinde bireylerin gelişimlerinde olumlu sonuçlar daha hızlı gerçekleşir. Afazi Nedir? Afazi bir dil bozukluğu rahatsızlığıdır. Bu dil bozukluğu beynin konuşma becerilerini gerçekleştirdiğin yerlerinin hasar alması sonucunda meydana gelir. Bundan ötürü kişide konuşma, okuma-yazma, konuşulanı anlama gibi eylemlerde birtakım sorunlar oluşur. Bunlar ya tamamen beceri kaybı ya da kısmi beceri kaybı olarak gözlemlenir. Afazi genellikle bir inme, travma veya kafa çarpmalı kazalardan sonra görülür. Örneğin, inme beynin belli bir kısmında kan akışının olmaması durumudur. Bu kan akışının sağlanamamasından ötürü beyin hücreleri ölür. Beyin hasarı ile gerçekleşen bu durumun diğer nedenleri ise, beyin tümörleri, beyin enfeksiyonları vs. yer alır. Afazi yetişkin ve çocuk ayırt etmeksizin her bireyde görülebilir. Her bireyde görülmesi aynı oranda görüleceği anlamına gelmez. Afazinin boyutunu yaşanılan olayın şiddeti, beyinde oluşturduğu etkenler belirler. Afazi Tipleri Afazi akıcı ve tutuk olmak üzere iki bölümde incelenir. Akıcı afazi de asıl sorun kişileri anlama güçlüğünün oluşmasıdır. Bu kişiler yeni sözcükler veya gereksiz uzun kelimeler kullanırlar. Karşıda dinleyen kişi içinse cümleleri takip etmek ve anlamak oldukça güçtür. Bu kişiler genellikle uzun ve hatalı konuştuklarının farkında değillerdir. Tutuk afazi de ise kişi söylemek istediklerini ifade edecek kelimeleri bulurken güçlük çeker. Çok kısa konuşurlar ve konuştukları kısa dahi olsa söylemekte zorlanırlar. Bu durumunda farkında olan kişiler ise karşıdaki kişinin anlamaması gibi durumlarda hayal kırıklığına uğrarlar. Afazi Terapisi Afazi, bir nörolog tarafından muayene edilip tanı olarak konulur. Doktor bir afazi durumunun varlığını düşündüğünde ilgili hastayı bir dil ve konuşma terapistine yönlendirir. Dil ve konuşma terapisti uyguladığı afazi testi ile kişinin durumunu netleştirir. Bu testte kişiye anlama, okuma, sorulan sorulara cevap verme gibi işlemler yaptırılır. Bazı vakalarda kişiye müdahaleye gerek olmadan iyileşme gözlemlenebilir. Bu iyileşme süreçleri ise birkaç saat veya birkaç gün olarak belirtilebilir. Bazı durumlarda ise birkaç ay sürmekle birlikte kalıcı afazi sorunlarının da varlığından bahsetmek mümkündür. Kalıcı olan afazi bozukluklarında ise dil ve konuşma terapistleri kişiye oldukça yardımcı olurlar. İyileşme durumunu etkileyen en önemli faktörler ise kişinin yaşı, sağlık durumu, beynin hasar alan kısmın durumu, kişinin cinsiyetidir. Bu iyileşme sürecinde kişinin motivasyonu da oldukça önemli bir yere sahiptir. Olumlu bir kişilik, çevresel faktörler, iyi bir aile desteği iyileşme sürecine olumlu katkılar sağlar. Dil ve konuşma terapistleri bu süreçlerde kişilere • Dil becerilerini yeniden oluşturma • İletişim kurma yöntemlerini güçlendirme • Dil sorunlarını çözme • İletişim becerilerini kuvvetlendirme • Moral ve motivasyon ile destek olma gibi konularda yardımcı olurlar. Bireysel ve grup olarak alınan bu desteklerle en kısa sürede çözüme kavuşturulmaya çalışılır. Bu süreç yaklaşık 6 ay-24 ay arasında değişkenlik gösterir. Grup olarak alınan destekler kişilerin motive edilmesine yardımcı olur. Bu alınan desteklerde kişilerin ailelerinin de katılımı oldukça önemlidir. Artikülasyon Bozukluğu Artikülasyon bozukluğu, seslerin ve hecelerin yanlış üretilmesi veya üretilmesinde güçlük çekilmesidir. Bireyler konuşurken ürettikleri bazı sesleri yanlış üretirler. Bu durumda karşıdaki dinleyici tarafından konuşmanın algılanmasını engeller. Bireyler hem konuşmada hem de anlaşılmada zorluk yaşadıkları için olumsuz etkilenirler. Bu tip durumlarda bireylerde toplumsal yaşamlarında ve kişisel yaşamlarında olumsuzluklara rastlanılır. Artikülasyon bozukluklarına; bireylerin dil, diş, dudak gibi bölgelerdeki yapısal farklıları, işitme engeli, nörolojik kaynaklı rahatsızlıklar, zekâ engeli gibi birçok etken yol açar. Bu tür etkenler dışında yanlış bir öğrenme tekniği de artikülasyon bozukluğuna yol açabilir. Artikülasyon bozukluklarına; • Bir sesin başka bir ses yerine kullanılması • Hecelerin yerlerini değiştirerek kullanılması • Ses ekleyerek konuşma • Ses eksilterek konuşma • Sesleri bozarak konuşma örnek olarak gösterilebilir. Bireyler burada kar yerine kay, portakal yerine potrakal, üzüm yerine yüzüm diyerek sözcük seçimlerinde yanlışlıklar yaparlar. Bu tarz hatalar ise karşıdaki kişiler tarafından anlaşılmakta zorluğa iter. Çocuklar bu sesleri belli bir yaş ile eğitimleri tamamlanarak öğrenirler. Bu süreçte öğrendikleri ve çevrelerinden duydukları ile gelişimlerini tamamlarlar. Bu süreçte aileler çocuklarının gelişim ve becerilerine dikkat etmelidir. Artikülasyon bozukluğu olduğunu fark eden aileler bir uzman veya dil ve konuşma terapistlerinden yardım almaları gerekir. Dil ve konuşma terapistlerinin uygulayacağını beceri ve dil geliştirme teknikleri oldukça önemlidir. Bu tekniklerden önce de yapılacak bir test tedavi biçimine şekil verecektir. Küçük yaşlarda uygulanmaya başlayan tedaviler yetişkinlere oranla daha olumlu bir geri dönüş sağlar. Bunun en büyük sebeplerinden birisi çocuk yaşlarda öğrenmenin açık olması ve daha kolay bir öğrenme ile gelişim sergilenmesidir. Uzun bir süredir kullanılan yanlış seslerin ve sözcüklerin düzeltilmesi daha zordur. Bu tarz alışkanlıkların değiştirilmesi için en uygun yaş ve tedavi yöntemi erken konulan bir tanı zamanında gerçekleşir. Artikülasyon bozukluğu kendiliğinden düzelen bir durum değildir. Bu yüzden aileler uzmanlar tarafından destek almayı kesinlikle ihmal etmemelidirler. Zamanında düzeltilen bir artikülasyon bozukluğu çocuğun hem kişisel yaşamı hem de toplumsal hayatı için oldukça olumlu olacaktır. Uzmanlar tarafından hazırlanan programa da uyulması gelişim ve tedavi sürecini hızlandıracaktır. Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşma akıcılığında aksamaların yaşanması ve ritimde meydana gelen bozukluklardır. Akıcı konuşmada sözcükler kendiliğinden bir sürede akar ve belli bir vurgu ile söylenir. Fakat kekemelikte ise sözcükler ile iletişim kurulurken sözcük tekrarı ve vurgu ihmal edilir. Bu da konuşmanın doğal akışını bozar. Kişinin konuşmasından daha çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Dinleyen kişinin bu durumu fark etmesi konuşan kişi üzerinde baskı kurarak olumsuz sonuçlara sebebiyet verir. Kişide özgüven eksikliği, diğer insanlar ile etkileşiminde farklılıklar ortaya çıkarır. Kekemelik dil gelişimi döneminde 2 ila 5 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu dönemde ortaya çıkan kekemelik sorunu ikiye ayrılır. Bunlardan ilki kendiliğinden geçebilen bir sorun olan kekemeliktir. Çocuk dil gelişimi ve sözcük üretimini arttırdıkça bu sorun ortadan kalkar. Diğer kekemelik türü ise inatçı kekemeliktir. Bu çocuk yaşlarında başlamakla birlikte ileriki yaşlara kadar etkisini gösterir. İleri ki yaşlara kadar süren kekemelik ise yerleşmiş bir konuşma bozukluğunu doğurur. Kekemelik nörolojik ve genetik etkenlerden kaynaklı oluşur. Psikolojik etkenler kekemeliğe neden olmamakla birlikte kekemeliğin süreci konusunda oldukça etkisi vardır. Herhangi bir çocuğun üzüntüden, korkudan kaynaklı kekeme olmadığı bilimsel yollarla kanıtlanmıştır. Kekemelik sebepleri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle de uygulanacak tedavi yöntemi kişiye göre belirlenir. Çocuklarda gerçekleşen kekeme gelişimsel olduğu gibi yetişkinlerde gerçekleşen kekeme gelişimsel değildir. Kekemelik oranı erkeklerde kızlara oranla çok daha fazladır. Kekemelik, çocuk yaşlarda fark edilmesi için ailelerin katkısı oldukça büyüktür. Kekemelik olduğu düşünülen bireyler aile tarafından bir uzman ile görüştürülmesi gerekir. Uzman tarafından hazırlanan konuşma ve dil programları ile kişinin tedavisi başlanır. Kişinin konuşma akıcılığının düzeltilmesi ile kekemelik son bulur. Kekemeliğin tedavisi olduğu gibi psikolojik olarak desteğinde büyük bir önemi vardır. Bazı durumlarda antidepresan ve anksiyolitik tedavilerinde faydası gözlemlenmiştir. Erken kekemeliğin inatçı kekemeliğe dönüşmemesi için tedavi ve tanının erken konmasının faydası oldukça büyüktür. Kekemelik bir hastalık olmamakla beraber bir konuşma bozukluğu biçimidir. Bunun içinde iyileştirmeden ziyade konuşma akıcılığı düzeltilmesine yönelik tedaviler uygundur. Apraksi Nedir? Konuşma ve dil bozuklukları birbirinden ayrılır. Buna bağlı olarak birey kendisine söylenilenleri anlamada ve kendisini ifade etmede güçlük çektiğinde kişide dil bozukluğu olduğu anlaşılır. Dil bozukluğu olan kişilerde sözcük üretimi yetersizdir. Apraksi ise bunların tam tersi bir dil bozukluğu hastalığı değildir. Kişinin söylemek istediklerini ifade ederken ki çektiği güçlükten kaynaklı bir konuşma bozukluğudur. Birey bu tip durumlarda daha önce öğrenmiş olduğu hareketleri kapasitesi olmasına rağmen gerçekleştiremez. Apraksi rahatsızlığı olan kişiler günlük yaşamlarında ayakkabı bağlama, düğme ilikleme gibi eylemlerde bir kişinin yardımına ihtiyaç duyabilirler. Apraksi belirtileri olarak şunları sıralayabiliriz; • Kişinin dil gelişiminde gecikmeler • Söylenen cümlelerin uzamasına bağlı olarak hataların artması • Anlama becerisinin sözel becerisinden daha iyi olması • Kişi yaptığı hatanın farkında olduğu için düzeltmeye çalışırken sözcük tekrarına düşer • Konuşma aralarında uzun duraklamalar görülür • Ses ve dil becerisinde olumsuzluklar gözlemlenir. Yukarıda saydığımız belirtilerin var olduğu kişi sayısı gün geçtikçe artar. Bu durumun daha çok otizmli çocuklarda görüldüğü belirlenmiştir. Otizmli çocuklarda görülen apraksi, iletişim kısıtlılığına yol açarak olumsuz sonuçlar doğurur. Konuşma Apraksisi Konuşma apraksisinde 2 önemli modelden bahsedilir. Bunlar; • Edinilmiş konuşma apraksisi: Toplumda yer alan her yaştaki bireyi etkileyebilir. Çocuklardan ziyade genellikle yetişkin bireylerde görülür. Beynin konuşma bölümünde meydana gelen hasardan kaynaklı oluşur. Buna bağlı olarak bireyin konuşma yetisinde kayıplar ve yetersizlikler meydana gelir. • Gelişimsel konuşma apraksisi: Yetişkinlerden daha çok çocuklarda görülen bir durumdur. Doğumdan itibaren gelişen bir süreçtir. Erkeklerde kızlara oranla daha çok görüldüğü belirlenmiştir. Gelişimsel konuşma apraksisinde çocukların yaşıtlarına oranla konuşmalarındaki gecikme ve yavaşlıklar dikkat çeker. Bu apraksinin nedenleri için henüz bir olguya rastlanmamıştır. Gelişimsel konuşma apraksisinde meydana gelen dil sorunları; 1. Zayıf sözcük dağarcığı 2. Yanlış dil bilgisi 3. Konuşma sorunları 4. Okuma yazma 5. Motor beceri sorunlarıdır. Bir gelişimsel konuşma apraksisi olan birey konuşurken sesleri ve heceleri doğru dizine koyup sesletirken zorlanırlar. Her bireyde farklı olarak değişkenlik gösteren bu durum aynı bireyde de farklılıklara yol açabilir. Örneğin birey kullandığı bir kelimeyi yanlış kullanmasından ötürü düzeltirken tekrar yanlış kullanmaya itilebilir. Bu kelimeyi başka bir zamanda doğru kullanabilir. Burada da önemli olan deneme yanılma yöntemi ile doğru kelimeyi bulma çabasıdır. Apraksinin görüldüğü veya gözlemlendiği bireylerin bir dil ve konuşma terapistinden destek almaları önerilir. Bireye göre değişkenlik gösteren durumlarda uzmanlar tarafından bir program hazırlanır. Genellikle ses tekrarlarına, sözcük tekrarlarına dayalı bu programlar uyulduğu takdirde bireylere önemli katkı sağlar. Yoğun bir program olmasından ötürü bireylere gelen aile desteği oldukça önemlidir. Aile içerisinde de verilen desteğin artmasıyla bireyler daha özgüvenli olurlar. Bu durumlarda bireylerde toplumsal ve bireysel olarak büyük katkılar sağlar.      

Alternatif İletişim Yöntemleri

İletişim kurma ve becerileri insan hayatında oldukça önemli bir yere sahiptir. İletişim kurma ve becerisinde meydana gelen sınırlılık günlük yaşamı önemli ölçüde olumsuz etkiler. Ağır ve ileri derecede zihinsel yetersiz bireyler, otizmli bireyler, farklı konularda yetersizlikleri bulunan bireyler konuşma ve iletişim konusunda yetersizlik çekerler. Yetersizlikleri birbirinden farklı olan bu bireyler konuşma için farklı alternatif yollara ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç duyulan yollara, Alternatif İletişim Yöntemleri adı verilir. Alternatif iletişim yöntemlerinin temel amacı, bu yollara ihtiyaç duyan kişilere uygun çözüm ve seçenekleri sunmasıdır. Alternatif iletişim yöntemleri aynı zamanda bireylerde sözel dilin gelişimine de katkı sağlar. Bu yöntemlerin en doğru kullanımını dil ve konuşma terapistleri ve uzmanlar belirler. Kişi cinsiyeti, yaşı, sağlık durumu fark etmeksizin her birey için uygulanabilir tekniklerdir.

Alternatif iletişim yöntemlerini yardım gerektiren ve yardım gerektirmeyen yöntemler olarak iki sınıfa ayırabiliriz. Yardım gerektiren alternatif iletişim yöntemleri; bilgisayar, elektrik düğmesi, ses araçları gibi materyalleri sıralayabiliriz. Yardım gerektirmeyen alternatif iletişim yöntemleri ise; jest, mimikler ve işaret dilini örnek gösterebiliriz. Bu yöntemler tek başına kullanılabildiği gibi birbirini destekleyecek şekilde bir arada da kullanılabilir. Alternatif iletişim yöntemlerinin kullanılması bireylerin iletişim becerilerinde ve hayat kalitelerinde olumlu etkiler sağlar. Bu etkilerin arttırılmasına yönelik işlemler ise bu yöntemlerin ne kadar ve ne derecede kullanılacağının belirlenmesidir.

Konuşma Terapisini Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Zihinsel engelli bireyler, otizmli bireyler uzmanlar tarafından aldıkları tedavi ile konuşma becerilerini geliştirirler. Konuşma terapisi otizmli bireylere oranla zihinsel engelli bireylerde daha etkili sonuçlar doğurur. Zihinsel engelli bireylerde de engelin etkisine göre konuşma terapisinin faydası artar. Hafif zihinsel engelli birey olarak tanımlanan kişilerde etkiler ağır zihinsel engelli kişilere göre daha hızlıdır. Gerek otizmli çocuklar gerek zihinsel engelli bireylerde konuşma terapisinin bir uzman tarafından alınması oldukça önemlidir. Uzmanlar tarafından alınan bu desteklerde ailelerin katılımları da büyük bir yere sahiptir. Dil ve konuşma terapistleri program hazırlarken kişinin dil ve konuşma becerilerini göz önüne alır. Kişiye özgü hazırlanan bu programlara uyulması halinde oldukça olumlu sonuçlar elde edilir. Hazırlanan programlarda belli sürelerde değerlendirme yapılmalı ve gelinen nokta not alınmalıdır. Buna yönelik programlarda değişiklik yapılabilir. Programlarda gelişim sürecine katkı için en doğru kararlar alınmalıdır.

Bir dil ve konuşma terapistine ihtiyaç duyulabilecek rahatsızlıklar;

• Gelişim geriliği

• İşitme bozuklukları

• Dudak ve damak yarıkları

• Artikülasyon bozuklukları

• Otizm

• Zihinsel engelli

• Konuşma becerilerinde yetersizlik

• Akıcı konuşmada yetersizlik

• Gelişim geriliği

• Kronik ses kısıklığı

• Travmatik beyin hasarlarıdır.

Bu gibi rahatsızlıkların fark edildiği ilk anda bir uzmana görünmeleri oldukça önemlidir. Terapiye ne kadar erken başlanılırsa faydasının ve etkisinin o kadar arttığı gözlemlenmiştir. Erken yapılan terapilerde rahatsızlıkların tamamen geçer veya büyük ölçüde iyileşir. Geç kalınan terapilerde ise tamamen değil kısmi iyileştirmeler olduğu ortaya çıkar.

Engel Gruplarına Göre Dil ve Konuşma Terapi Yöntemleri

Bireyler belirli rahatsızlıklarından dolayı engel gruplarına ayrılır. Ayrılan bu engel gruplarındaki bireyler dil ve konuşma becerilerini geliştirmek için dil ve konuşma terapistlerinden terapi alırlar. Engel gruplarına göre terapi yöntemleri farklılık gösterir. Engel grupları kişinin dil ve konuşma bozuklukları, aksan bozuklukları, kekemelik, artikülasyon bozuklukları gibi ayrımlar ile oluşturulur. Bu ayrımların oluşturulması ile birlikte engel grupları terapi programları hazırlanır. Örneğin, zihinsel engelli bir bireyin dil ve konuşma becerisindeki en temel problem, nesne anlamlandırılmasıdır. Bu bireylerde dil gelişimi sağlanmadığı için bir sözcük çıktısı alınamaz. Bu durumlarda aileler bu bireyler için bir uzman yardımına ihtiyaç duyar. Uzmanlar bireylerde var olan duruma göre bir program hazırlar. Bu programa uyan bireylerde dil ve sözcük gelişimi oldukça gelişir. Otizmli çocuklarda ise en büyük problem iletişim bozukluğudur. Ailesel ve çevresel faktörler ile başlayan konuşma becerisi yetersiz kaldığında birey kendisini kötü hisseder. Bu tarz durumlarda da ailelerin yapacakları bir uzman tarafından terapi almak olmalıdır.

Dil ve konuşma terapistleri öncelikle bireylerdeki dil gelişimine önem vermelidir. Burada yapacakları bir tarama testi ile bireyin yaşına göre dil gelişimi takibe alınır. Tarama sonrası yaşına göre dil gelişiminde gerilik gösteren birey için uygun program hazırlanır. Bu gibi durumlarda bireyin psikolojik durumu da göz ardı edilmemelidir. Beyin travması geçiren bireyler, zihinsel engelli bireyler, otizmli çocuklar olmak üzere tüm bireylerde çok yönlü araştırmalar yapılır. Çok yönlü araştırmalar sonucunda ise dil ve konuşma terapistleri bazı durumlarda uzman doktorlardan yardım alabilir. Desteklenen bu yardım sayesinde bireylerin gelişimlerinde olumlu sonuçlar daha hızlı gerçekleşir.

Afazi Nedir?

Afazi bir dil bozukluğu rahatsızlığıdır. Bu dil bozukluğu beynin konuşma becerilerini gerçekleştirdiğin yerlerinin hasar alması sonucunda meydana gelir. Bundan ötürü kişide konuşma, okuma-yazma, konuşulanı anlama gibi eylemlerde birtakım sorunlar oluşur. Bunlar ya tamamen beceri kaybı ya da kısmi beceri kaybı olarak gözlemlenir. Afazi genellikle bir inme, travma veya kafa çarpmalı kazalardan sonra görülür. Örneğin, inme beynin belli bir kısmında kan akışının olmaması durumudur. Bu kan akışının sağlanamamasından ötürü beyin hücreleri ölür. Beyin hasarı ile gerçekleşen bu durumun diğer nedenleri ise, beyin tümörleri, beyin enfeksiyonları vs. yer alır. Afazi yetişkin ve çocuk ayırt etmeksizin her bireyde görülebilir. Her bireyde görülmesi aynı oranda görüleceği anlamına gelmez. Afazinin boyutunu yaşanılan olayın şiddeti, beyinde oluşturduğu etkenler belirler.

Afazi Tipleri

Afazi akıcı ve tutuk olmak üzere iki bölümde incelenir. Akıcı afazi de asıl sorun kişileri anlama güçlüğünün oluşmasıdır. Bu kişiler yeni sözcükler veya gereksiz uzun kelimeler kullanırlar. Karşıda dinleyen kişi içinse cümleleri takip etmek ve anlamak oldukça güçtür. Bu kişiler genellikle uzun ve hatalı konuştuklarının farkında değillerdir. Tutuk afazi de ise kişi söylemek istediklerini ifade edecek kelimeleri bulurken güçlük çeker. Çok kısa konuşurlar ve konuştukları kısa dahi olsa söylemekte zorlanırlar. Bu durumunda farkında olan kişiler ise karşıdaki kişinin anlamaması gibi durumlarda hayal kırıklığına uğrarlar.

Afazi Terapisi

Afazi, bir nörolog tarafından muayene edilip tanı olarak konulur. Doktor bir afazi durumunun varlığını düşündüğünde ilgili hastayı bir dil ve konuşma terapistine yönlendirir. Dil ve konuşma terapisti uyguladığı afazi testi ile kişinin durumunu netleştirir. Bu testte kişiye anlama, okuma, sorulan sorulara cevap verme gibi işlemler yaptırılır. Bazı vakalarda kişiye müdahaleye gerek olmadan iyileşme gözlemlenebilir. Bu iyileşme süreçleri ise birkaç saat veya birkaç gün olarak belirtilebilir. Bazı durumlarda ise birkaç ay sürmekle birlikte kalıcı afazi sorunlarının da varlığından bahsetmek mümkündür. Kalıcı olan afazi bozukluklarında ise dil ve konuşma terapistleri kişiye oldukça yardımcı olurlar. İyileşme durumunu etkileyen en önemli faktörler ise kişinin yaşı, sağlık durumu, beynin hasar alan kısmın durumu, kişinin cinsiyetidir. Bu iyileşme sürecinde kişinin motivasyonu da oldukça önemli bir yere sahiptir. Olumlu bir kişilik, çevresel faktörler, iyi bir aile desteği iyileşme sürecine olumlu katkılar sağlar. Dil ve konuşma terapistleri bu süreçlerde kişilere

• Dil becerilerini yeniden oluşturma

• İletişim kurma yöntemlerini güçlendirme

• Dil sorunlarını çözme

• İletişim becerilerini kuvvetlendirme

• Moral ve motivasyon ile destek olma gibi konularda yardımcı olurlar.

Bireysel ve grup olarak alınan bu desteklerle en kısa sürede çözüme kavuşturulmaya çalışılır. Bu süreç yaklaşık 6 ay-24 ay arasında değişkenlik gösterir. Grup olarak alınan destekler kişilerin motive edilmesine yardımcı olur. Bu alınan desteklerde kişilerin ailelerinin de katılımı oldukça önemlidir.

Artikülasyon Bozukluğu

Artikülasyon bozukluğu, seslerin ve hecelerin yanlış üretilmesi veya üretilmesinde güçlük çekilmesidir. Bireyler konuşurken ürettikleri bazı sesleri yanlış üretirler. Bu durumda karşıdaki dinleyici tarafından konuşmanın algılanmasını engeller. Bireyler hem konuşmada hem de anlaşılmada zorluk yaşadıkları için olumsuz etkilenirler. Bu tip durumlarda bireylerde toplumsal yaşamlarında ve kişisel yaşamlarında olumsuzluklara rastlanılır. Artikülasyon bozukluklarına; bireylerin dil, diş, dudak gibi bölgelerdeki yapısal farklıları, işitme engeli, nörolojik kaynaklı rahatsızlıklar, zekâ engeli gibi birçok etken yol açar. Bu tür etkenler dışında yanlış bir öğrenme tekniği de artikülasyon bozukluğuna yol açabilir. Artikülasyon bozukluklarına;

• Bir sesin başka bir ses yerine kullanılması

• Hecelerin yerlerini değiştirerek kullanılması

• Ses ekleyerek konuşma

• Ses eksilterek konuşma

• Sesleri bozarak konuşma örnek olarak gösterilebilir.

Bireyler burada kar yerine kay, portakal yerine potrakal, üzüm yerine yüzüm diyerek sözcük seçimlerinde yanlışlıklar yaparlar. Bu tarz hatalar ise karşıdaki kişiler tarafından anlaşılmakta zorluğa iter. Çocuklar bu sesleri belli bir yaş ile eğitimleri tamamlanarak öğrenirler. Bu süreçte öğrendikleri ve çevrelerinden duydukları ile gelişimlerini tamamlarlar. Bu süreçte aileler çocuklarının gelişim ve becerilerine dikkat etmelidir. Artikülasyon bozukluğu olduğunu fark eden aileler bir uzman veya dil ve konuşma terapistlerinden yardım almaları gerekir. Dil ve konuşma terapistlerinin uygulayacağını beceri ve dil geliştirme teknikleri oldukça önemlidir. Bu tekniklerden önce de yapılacak bir test tedavi biçimine şekil verecektir. Küçük yaşlarda uygulanmaya başlayan tedaviler yetişkinlere oranla daha olumlu bir geri dönüş sağlar. Bunun en büyük sebeplerinden birisi çocuk yaşlarda öğrenmenin açık olması ve daha kolay bir öğrenme ile gelişim sergilenmesidir. Uzun bir süredir kullanılan yanlış seslerin ve sözcüklerin düzeltilmesi daha zordur. Bu tarz alışkanlıkların değiştirilmesi için en uygun yaş ve tedavi yöntemi erken konulan bir tanı zamanında gerçekleşir. Artikülasyon bozukluğu kendiliğinden düzelen bir durum değildir. Bu yüzden aileler uzmanlar tarafından destek almayı kesinlikle ihmal etmemelidirler. Zamanında düzeltilen bir artikülasyon bozukluğu çocuğun hem kişisel yaşamı hem de toplumsal hayatı için oldukça olumlu olacaktır. Uzmanlar tarafından hazırlanan programa da uyulması gelişim ve tedavi sürecini hızlandıracaktır.

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, konuşma akıcılığında aksamaların yaşanması ve ritimde meydana gelen bozukluklardır. Akıcı konuşmada sözcükler kendiliğinden bir sürede akar ve belli bir vurgu ile söylenir. Fakat kekemelikte ise sözcükler ile iletişim kurulurken sözcük tekrarı ve vurgu ihmal edilir. Bu da konuşmanın doğal akışını bozar. Kişinin konuşmasından daha çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Dinleyen kişinin bu durumu fark etmesi konuşan kişi üzerinde baskı kurarak olumsuz sonuçlara sebebiyet verir. Kişide özgüven eksikliği, diğer insanlar ile etkileşiminde farklılıklar ortaya çıkarır. Kekemelik dil gelişimi döneminde 2 ila 5 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu dönemde ortaya çıkan kekemelik sorunu ikiye ayrılır. Bunlardan ilki kendiliğinden geçebilen bir sorun olan kekemeliktir. Çocuk dil gelişimi ve sözcük üretimini arttırdıkça bu sorun ortadan kalkar. Diğer kekemelik türü ise inatçı kekemeliktir. Bu çocuk yaşlarında başlamakla birlikte ileriki yaşlara kadar etkisini gösterir. İleri ki yaşlara kadar süren kekemelik ise yerleşmiş bir konuşma bozukluğunu doğurur. Kekemelik nörolojik ve genetik etkenlerden kaynaklı oluşur. Psikolojik etkenler kekemeliğe neden olmamakla birlikte kekemeliğin süreci konusunda oldukça etkisi vardır. Herhangi bir çocuğun üzüntüden, korkudan kaynaklı kekeme olmadığı bilimsel yollarla kanıtlanmıştır. Kekemelik sebepleri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle de uygulanacak tedavi yöntemi kişiye göre belirlenir. Çocuklarda gerçekleşen kekeme gelişimsel olduğu gibi yetişkinlerde gerçekleşen kekeme gelişimsel değildir. Kekemelik oranı erkeklerde kızlara oranla çok daha fazladır.

Kekemelik, çocuk yaşlarda fark edilmesi için ailelerin katkısı oldukça büyüktür. Kekemelik olduğu düşünülen bireyler aile tarafından bir uzman ile görüştürülmesi gerekir. Uzman tarafından hazırlanan konuşma ve dil programları ile kişinin tedavisi başlanır. Kişinin konuşma akıcılığının düzeltilmesi ile kekemelik son bulur. Kekemeliğin tedavisi olduğu gibi psikolojik olarak desteğinde büyük bir önemi vardır. Bazı durumlarda antidepresan ve anksiyolitik tedavilerinde faydası gözlemlenmiştir. Erken kekemeliğin inatçı kekemeliğe dönüşmemesi için tedavi ve tanının erken konmasının faydası oldukça büyüktür. Kekemelik bir hastalık olmamakla beraber bir konuşma bozukluğu biçimidir. Bunun içinde iyileştirmeden ziyade konuşma akıcılığı düzeltilmesine yönelik tedaviler uygundur.

Apraksi Nedir?

Konuşma ve dil bozuklukları birbirinden ayrılır. Buna bağlı olarak birey kendisine söylenilenleri anlamada ve kendisini ifade etmede güçlük çektiğinde kişide dil bozukluğu olduğu anlaşılır. Dil bozukluğu olan kişilerde sözcük üretimi yetersizdir. Apraksi ise bunların tam tersi bir dil bozukluğu hastalığı değildir. Kişinin söylemek istediklerini ifade ederken ki çektiği güçlükten kaynaklı bir konuşma bozukluğudur. Birey bu tip durumlarda daha önce öğrenmiş olduğu hareketleri kapasitesi olmasına rağmen gerçekleştiremez. Apraksi rahatsızlığı olan kişiler günlük yaşamlarında ayakkabı bağlama, düğme ilikleme gibi eylemlerde bir kişinin yardımına ihtiyaç duyabilirler. Apraksi belirtileri olarak şunları sıralayabiliriz;

• Kişinin dil gelişiminde gecikmeler

• Söylenen cümlelerin uzamasına bağlı olarak hataların artması

• Anlama becerisinin sözel becerisinden daha iyi olması

• Kişi yaptığı hatanın farkında olduğu için düzeltmeye çalışırken sözcük tekrarına düşer

• Konuşma aralarında uzun duraklamalar görülür

• Ses ve dil becerisinde olumsuzluklar gözlemlenir.

Yukarıda saydığımız belirtilerin var olduğu kişi sayısı gün geçtikçe artar. Bu durumun daha çok otizmli çocuklarda görüldüğü belirlenmiştir. Otizmli çocuklarda görülen apraksi, iletişim kısıtlılığına yol açarak olumsuz sonuçlar doğurur.

Konuşma Apraksisi

Konuşma apraksisinde 2 önemli modelden bahsedilir. Bunlar;

• Edinilmiş konuşma apraksisi: Toplumda yer alan her yaştaki bireyi etkileyebilir. Çocuklardan ziyade genellikle yetişkin bireylerde görülür. Beynin konuşma bölümünde meydana gelen hasardan kaynaklı oluşur. Buna bağlı olarak bireyin konuşma yetisinde kayıplar ve yetersizlikler meydana gelir.

• Gelişimsel konuşma apraksisi: Yetişkinlerden daha çok çocuklarda görülen bir durumdur. Doğumdan itibaren gelişen bir süreçtir. Erkeklerde kızlara oranla daha çok görüldüğü belirlenmiştir. Gelişimsel konuşma apraksisinde çocukların yaşıtlarına oranla konuşmalarındaki gecikme ve yavaşlıklar dikkat çeker. Bu apraksinin nedenleri için henüz bir olguya rastlanmamıştır. Gelişimsel konuşma apraksisinde meydana gelen dil sorunları;

1. Zayıf sözcük dağarcığı

2. Yanlış dil bilgisi

3. Konuşma sorunları

4. Okuma yazma

5. Motor beceri sorunlarıdır.

Bir gelişimsel konuşma apraksisi olan birey konuşurken sesleri ve heceleri doğru dizine koyup sesletirken zorlanırlar. Her bireyde farklı olarak değişkenlik gösteren bu durum aynı bireyde de farklılıklara yol açabilir. Örneğin birey kullandığı bir kelimeyi yanlış kullanmasından ötürü düzeltirken tekrar yanlış kullanmaya itilebilir. Bu kelimeyi başka bir zamanda doğru kullanabilir. Burada da önemli olan deneme yanılma yöntemi ile doğru kelimeyi bulma çabasıdır. Apraksinin görüldüğü veya gözlemlendiği bireylerin bir dil ve konuşma terapistinden destek almaları önerilir. Bireye göre değişkenlik gösteren durumlarda uzmanlar tarafından bir program hazırlanır. Genellikle ses tekrarlarına, sözcük tekrarlarına dayalı bu programlar uyulduğu takdirde bireylere önemli katkı sağlar. Yoğun bir program olmasından ötürü bireylere gelen aile desteği oldukça önemlidir. Aile içerisinde de verilen desteğin artmasıyla bireyler daha özgüvenli olurlar. Bu durumlarda bireylerde toplumsal ve bireysel olarak büyük katkılar sağlar.

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve avanoshabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.